Yayına Giriş Tarihi : 18.11.2006 | Okunma Sayısı : 420
Aile şirketleri ve GİŞKAD
Ferudun Gündüz

Yazarın Diğer Yazıları
Özelliştirme mantığı
mutluluğun sihirli formülü
Ordu "daha fazla demokrasi" dedi
Memleketimden İnsan Manzaraları
Barış adasında bir lezzet istasyonu
Öyle bir işletme ki...
Ultra zenginler yaratmak
Kişisel marka olmak
Esas Patron
Ticari değer taşıyan buluşlar için..
Türkiye'nin güzeli
Şimdi lobi zamanı
Mutlu şirket...
Mersin iş konseyi kuruldu
inovasyonve girişimcilik
Stresi azaltmanın 51 yolu (2)
Stresi azaltmanın 51 yolu (1)
Mersin'in reçetesi
MTSO 6 yıldızlı
İnsan kaynakları ve oryantasyon
Stresle Başa Çıkma…
"Basel II" bir milattır
Sıfır Tolerans
İsrafa Kırmızı Kart
Kobihaber- Yıl 2023
İflas eden kahramanlar
Yatırımcılar kaçıyor...
Sizin kadınlarınız niye kapanıyor?
Aile şirketlerinde tek yol; Kurumlaşma
Hedef; büyük değil, güçlü Türkiye
Plansız hayat: verimsizlik
Basel- II ; tehdit mi fırsat mı?
Üretmek mi önemli yoksa satmak mı?
Markan kadar zenginsin...
Benden bize terfi etmek
Yönetim sanat
Figüranlıktan Kurtulmak İçin
Pazar ve kamuoyu araştırması
Avrupalı Olmak
Avrupalı olmak
Kobiler ve bilişim
Kobiler ve Bilişim
Eğitim Şart , Destek Şart
Bakü-Tiflis-Ceyhan= Nadir bir ABD zaferi
Balık baştan kokar
Şimdi check-up zamanı
Koluman ve Vizyon
Ankara dükalığı
Sol; halka indi
Kaliteli bir yaşam istiyorsanız..
Yeni üst kimliğim
Nice 15. yıllara, Mesiad..
Medya Şöhretleri
MTSO'dan bir başarı hikayesi daha
İşsizliğin panzehiri ?
22 Adimda Demokrasi
Beşinci sermaye
İmdat, İflas Ediyorum…
Cem yılmaz beni taklit ediyor-1-
Türkler ve Kürtler kardeştir
Gümrüklerimiz AB'ye hazır
Gişkad Artık Sahnede …
Artık Mersin'in hamle zamanıdır
Mersin kan değiştiriyor
Mersin de STK'lıları ve emeklilerin keyfi
Bardağın dolu tarafı
İnsan mı sermaye mi?
Ben artık piliç tüketiyorum; ya siz?
Gemi doğuya biz batıya...
AB niçin Türkiye'de hibe dağıtıyor?
Ah, bir Vali olsaydım!...
MTSO; 2005'in yıldızıdır.
Mersin altın adamlarını arıyor
Gümrük Müşavirlerinini yeni rolü
Şimdi markalaşma zamanı
Innovatıon ‘da başarı için öğretim üyeleri ....
Mersin'in saygın kurumları?!?
Üçüncü göz
Ölçülü polemik zevklidir
Hodri Meydan!!!
Avrupalılaştıra....
Ermeni halkına açık mektup..
İstanbul'u sevmezse gönül aşkı ne anlar..
AB'nin yolları taştan...
Mesiad yine haddini aştı
Yerel Medya ve M.Ü İletişim Fakültesi!!!
Duyarlı ve düzeyli başkan
Girişimci ruh
Girişimci
Girişimci
Kim figüran , kim baş rolde ?
Yatırımcılar açısından defterdarın performansı
Kim figüran, kim başrolde?
Başarı için işimize aşık olmak
Başarı için işimize aşık olmak
Yerel medya için arama konferansı
Komplo teorisi
Mersin'de kaç düşünce kulübü var
Üstada saygı..Mustafa Koluman
Hint fakiri bilişimde bizi solladı!!!
Çağ üniversitesi artık bir markadır
Üç başarılı kadın portresi
Ortaklık kuralım canlar
Dekanlıkta doğru bir seçim: Esat Yılgör
Mersin'de aşk başkadır
Derin devlet şeffaf olur mu?
Toros Rotary Kasım Tanrıöver ile rekor kırdı
Herşeyimiz sahte...
Serden geç ama Türkiyeden vaz geçme?
Hamburger "out" software "ın"
Seçim de Kritik eşik
Demokratik bir MTSO seçimi ve Mersin imajı
Ödül plaketinde cömertlik
Rotary kolik projesiyle de hayat veriyor
Sizin hala stratejik yol haritanız yok mu?
Vasiyetimdir...
İnsan olmanın kuralları
Hazine üstünde oturan dilenci...
Siz, duyarlı bir okuyucu musunuz?
Makus talihli Mersin kentti
Hoş geldin technoscope
Ar-Ge yaşamsaldır..
Yolsuzluk savcıları geliyor
Marka marka dedikleri...
Gaziantep, Mersin el ele...
Mersin marka şehir olur mu?
Erdoğan'ın yüreğindeki sevgi tohumuna ...
Yeni işe başlayanlara 7 altın öğüt
Yazıklar olsun baba
Cesur Yürek'ten cevap geldi
Tüsiad ve yolsuzluk..
Üretim kutsaldır
Bir şarkınız var mı?
Kamusal tansiyonu yükseltmeyelim.
Market research
Mersin, milletvekillerini sorgulamalı mı?
Kobilerle elele...
Proje Yönetim Kültürü
Kalbim şavşat'ta kaldı
Biz de seni çok seviyoruz başkanım...
Tayyib Erdoğan bıyıklarını kessin mi?
MTSO'ya tebrikler ve bir eleştiri...
Irak"da iş fırsatları
Mersin"de en nitelikli ilk 100 insan ...
Kosgeb ve Mevlana...
Mutlu yaşam manifestosu
AKP iki bebeğe bakamayacak kadar amatördür
Bu ülkede yatırım yapmak mı?
Mersin nasıl kurtulur?
Kapitalizm, komünizm, ılımlı islam ve....
İkinci bahar..
Bir başarının öyküsü
Önce etik
Bürokrat ve başkanlara başarı için öğütler
Gerçek demokrasi ve siyaset misyonerleri
Seçimler ve"sosyal fayda"
Seçimlerini eşiğinde, "sosyal fayda" kriteri
Etkin zaman yönetimi için güzel bir örnek
Demokratlar Baykal hegomanyasını yıkmak...
Rotaryenler ve sosyal sorumluluk
Gümrük maşavirleri dış ticaretin neresinde
İş arama, iş kur
Kendini Mersin'li hissetmek!
Kentimizde marka olmayı başarmışlar..
Yönetim sanatı ve konfüçyüs
İdeal bir STK ve devlet işbirliği
Ulusal eğitim hepimizin sorunu
Gerçek bir halk kahramanı: Tuğrul Şenol
İşsizlik ürkütüyor
 

AİLE ŞİRKETLERİ VE GİŞKAD

Geçen  hafta ;GİŞKAD, Girişimci İş Kadınları Derneği Başkanı Sayın Cavidan DEMİRAĞ’dan

İstişare Kurulu Toplantılarında bir  konuşma yapmak üzere davet alınca  ;

ilgilerini çekecek bir   konu  seçtim.

Konu şuydu; “ Aile Şirketlerinin Kurumsallaşması”.

Kısa bir süre önce kurulmuş olmasına rağmen  GİŞKAD’ın  hem nitelikli  üye sayısını arttırdığını

hem de güzel bir ofise taşınmayı başardığını memnuniyetle gördüm.

 

Ayrıca  GİŞKAD’ın  kamuoyundaki  imajını da  güçlendirdiğini ve tanınırlığı yüksek Sivil Toplum Kuruluşlarının başında gelmeye başladığını  rahatlıkla söyleyebilirim.

İstişare Kurulundaki  sunumumu  tamamlayıp soru-cevap bölümüne geçtiğimde konuşmamız iki eksen üzerine oturdu.

  1. Aile işletmelerinin kurumsallaşma sürecinde karşılaştığı en önemli problem olarak  ;                        bir kez daha eski-yeni kuşak çatışması karşımıza çıktı.

 

  1. Diğer bir sorun da markalaşma konusundaki yanlış algılama ve                                 kurumsallaşma ile markalaşmanın ilişkisinin  yeterince anlaşılmamış olması idi.

 

SENTEZ, BAŞARI GETİRİR…

Bir çoğu kendi işini kuran veya yöneticilik yapan kişilerden oluşan ve yaş ortalaması 35’ler civarında olan bu elit topluluk üyeleri ; gerek soru-cevap gerekse kokteyl için verilen arada bir çok iflas hikayesini paylaştılar benimle.

Özellikle aile büyüklerinin (çoğunlukla babalar) ;

* Yıllarca büyük bir mücadele  ile işletmelerini bu noktaya geldikleri,

* Gençlerin deneyimleri az olduğu ve işletme içinde ve dışında  riskler  yüksek olduğu ve                  çocukların bunlarla baş etme konusunda yeterince deneyime sahip olmadıkları,

* Onlara yeterince güvenemedikleri,

* işletmeyi adeta bebekleri gibi görüp manevi bağlarla bağlı oldukları ,

* İşletmeden uzaklaşmayı içlerine sindiremedikleri ,

* Yeni teknolojilere adaptasyonda zorlandıkları için  işleri devre yanaşmadıklarını gözledik.   

Gençlerin de ;

* Yeterli deneyime sahip olmaksızın

* Ben, artık diplomamı aldım. Lisanım da var.

* Dünyada yeni gelişen trendleri de izliyorum.

* Geniş yetkiler verilmeli ve bana güvenilmeli,

* Babam artık tamamen işin dışına çıkmalı , işleri ben devir almalı, işletmeyi ben yönetmeliyim”

 

Bu karşılıklı kaygılar nedeniyle ciddi çatışmalar çıkmakta ve çoğunlukla gençler bu savaştan yaralar alarak ayrılıp ya profesyonelce çalışacakları bir iş bulmakta veya  kendi işlerini kurmayı denemektedirler.

Bu kaygıları kısmen giderebilenler ise çoğunlukla çatışmalara ve kısmi huzursuzluklara rağmen iş yaşamlarına devam etmekteler.

Halbuki Aile Anayasası ve Aile Meclisi işleyiş esasları oluşturulabilir , roller ve yetki sınırları netleştirilirse  bu konuda oldukça huzurlu bir çalışma temposu sağlanabilecektir.

Özellikle şu konuda net olarak  anlaşılmalıdır ki ;

kurumsallaşmak illa da aile bireyleri dışında profesyonellerin yönetime gelmesi demek değildir.

Kurumsal yönetim –organizasyon yapısının beklentilerine uygun niteliklere sahip ise  aile bireyleri de elbette aktif görev yapabilir, hatta yapmalıdır da.

Çünkü maalesef bir çok işletme; profesyonellerin verdiği hasarlarla uğraşmak onları toparlamakla ciddi zaman ve maliyet kayıpları yaşamaktadırlar. 

 

KURUMSALLAŞMA-MARKALAŞMA  İKİLİSİ

Bu ikili konusundaki  farklı görüşler ; GİŞKAD toplantısında da önemli bir tartışma zemini buldu. Ve iki taraf oluştu;

Bir kısım katılımcı “kendi tanıtımlarını etkin bir şekilde yaparak ciddi bir tanınma düzeyine ulaştıklarını ve kurumsallaşmaya  belirli bir güce ulaşıp belirli bir bütçe ayırdıktan sonra başlanabileceğini “söylerken ;

bir kısmı da “gerçek anlamda markalaşmanın ancak kurumsallaşmadan sonra sağlanabileceğine “ inandığını söyledi.

Ancak sonunda kurumsallaşma alt yapısını kurduktan sonra markalaşmaya başlamanın “markayı sürdürülebilir kılmak için “ daha doğru olacağı konusunda bir konsensüse vardık.

 

GİŞKADLILARIN GÖZLERİ IŞIL IŞIL 

Bu iki konudaki sinerjik katılım, beni en azından  -bir avuç da olsa-  aydın Türk kadınlarının;                     1934 yılında kendilerine verilen seçme-seçilme haklarını  bundan böyle daha etkin kullanacaklarını ve mücadelelerini arttırarak gerek iş dünyasında gerekse  siyasal yaşam içinde  (TBMM’ndeki yüzde 4’lük paylarını da arttırarak) daha da güçlenecekleri umudumu arttırdılar.

 

Hepsinin gözleri  ışıl ışıl, hepsinin yüreği  umut dolu idi GİŞKAD üyelerinin.

 

Onlarla birlikteyken sundukları güzel pastalarda sevgili annemi hatırladım;

Ama en önemlisi karnımı doyurmamın yanı sıra bir yandan da benimle paylaştıkları bilgi ve saçtıkları ışıkla da  zihnimi ve  verdikleri enerjiyle de ruhumu doyurdum.

 

GİŞKAD’ı kuranları kutlarken güçlü bir GİŞKAD için tüm erkekleri  onlara desteğe  davet ediyorum.

 
Yayına Giriş Tarihi : 18.11.2006 | Okunma Sayısı : 420