AİLE ŞİRKETLERİ
VE GİŞKAD
Geçen hafta ;GİŞKAD,
Girişimci İş Kadınları
Derneği Başkanı Sayın Cavidan DEMİRAĞ’dan
İstişare Kurulu
Toplantılarında bir konuşma yapmak üzere davet
alınca ;
ilgilerini çekecek bir
konu seçtim.
Konu şuydu; “ Aile Şirketlerinin
Kurumsallaşması”.
Kısa bir süre önce
kurulmuş olmasına rağmen
GİŞKAD’ın hem
nitelikli üye sayısını
arttırdığını
hem de güzel bir ofise
taşınmayı başardığını memnuniyetle gördüm.
Ayrıca GİŞKAD’ın kamuoyundaki imajını da güçlendirdiğini ve
tanınırlığı yüksek Sivil Toplum Kuruluşlarının başında gelmeye
başladığını rahatlıkla
söyleyebilirim.
İstişare
Kurulundaki
sunumumu
tamamlayıp soru-cevap bölümüne geçtiğimde konuşmamız iki
eksen üzerine oturdu.
- Aile işletmelerinin
kurumsallaşma sürecinde karşılaştığı en önemli problem olarak
;
bir kez daha eski-yeni kuşak çatışması
karşımıza çıktı.
- Diğer bir sorun da markalaşma konusundaki yanlış
algılama ve kurumsallaşma
ile markalaşmanın ilişkisinin yeterince anlaşılmamış
olması idi.
SENTEZ, BAŞARI GETİRİR…
Bir çoğu kendi işini
kuran veya yöneticilik yapan kişilerden oluşan ve yaş ortalaması
35’ler civarında olan bu elit topluluk üyeleri ; gerek soru-cevap
gerekse kokteyl için verilen arada bir çok iflas hikayesini
paylaştılar benimle.
Özellikle aile
büyüklerinin (çoğunlukla babalar)
;
* Yıllarca büyük bir
mücadele ile
işletmelerini bu noktaya geldikleri,
* Gençlerin deneyimleri
az olduğu ve işletme içinde ve dışında riskler yüksek olduğu ve çocukların
bunlarla baş etme konusunda yeterince deneyime sahip
olmadıkları,
* Onlara yeterince
güvenemedikleri,
* işletmeyi adeta
bebekleri gibi görüp manevi bağlarla bağlı oldukları
,
* İşletmeden uzaklaşmayı
içlerine sindiremedikleri ,
* Yeni teknolojilere
adaptasyonda zorlandıkları için işleri devre
yanaşmadıklarını gözledik.
Gençlerin de
;
* Yeterli deneyime sahip
olmaksızın
* Ben, artık diplomamı
aldım. Lisanım da var.
* Dünyada yeni gelişen
trendleri de izliyorum.
* Geniş yetkiler
verilmeli ve bana güvenilmeli,
* Babam artık tamamen
işin dışına çıkmalı , işleri ben devir almalı, işletmeyi ben
yönetmeliyim”
Bu karşılıklı kaygılar
nedeniyle ciddi çatışmalar çıkmakta ve çoğunlukla gençler bu
savaştan yaralar alarak ayrılıp ya profesyonelce çalışacakları bir
iş bulmakta veya kendi
işlerini kurmayı denemektedirler.
Bu kaygıları kısmen
giderebilenler ise çoğunlukla çatışmalara ve kısmi huzursuzluklara
rağmen iş yaşamlarına devam etmekteler.
Halbuki Aile Anayasası ve Aile Meclisi işleyiş
esasları oluşturulabilir , roller ve yetki sınırları netleştirilirse
bu konuda oldukça
huzurlu bir çalışma temposu sağlanabilecektir.
Özellikle şu konuda net
olarak anlaşılmalıdır
ki ;
kurumsallaşmak illa da
aile bireyleri dışında profesyonellerin yönetime gelmesi demek
değildir.
Kurumsal yönetim
–organizasyon yapısının beklentilerine uygun niteliklere sahip ise
aile bireyleri de
elbette aktif görev yapabilir, hatta yapmalıdır da.
Çünkü maalesef bir çok
işletme; profesyonellerin verdiği hasarlarla uğraşmak onları
toparlamakla ciddi zaman ve maliyet kayıpları yaşamaktadırlar.
KURUMSALLAŞMA-MARKALAŞMA İKİLİSİ
Bu ikili
konusundaki farklı
görüşler ; GİŞKAD
toplantısında da önemli bir tartışma zemini buldu. Ve iki taraf
oluştu;
Bir kısım katılımcı
“kendi tanıtımlarını etkin bir şekilde yaparak ciddi bir tanınma
düzeyine ulaştıklarını ve kurumsallaşmaya belirli bir güce ulaşıp
belirli bir bütçe ayırdıktan sonra başlanabileceğini “söylerken
;
bir kısmı da “gerçek
anlamda markalaşmanın ancak kurumsallaşmadan sonra sağlanabileceğine
“ inandığını söyledi.
Ancak sonunda
kurumsallaşma alt yapısını kurduktan sonra markalaşmaya başlamanın
“markayı sürdürülebilir kılmak için “ daha doğru olacağı konusunda
bir konsensüse vardık.
GİŞKADLILARIN GÖZLERİ IŞIL IŞIL
Bu iki konudaki sinerjik
katılım, beni en azından
-bir avuç da olsa-
aydın Türk kadınlarının;
1934 yılında kendilerine verilen seçme-seçilme haklarını bundan böyle daha etkin
kullanacaklarını ve mücadelelerini arttırarak gerek iş dünyasında
gerekse siyasal yaşam
içinde (TBMM’ndeki
yüzde 4’lük paylarını da arttırarak) daha da güçlenecekleri umudumu
arttırdılar.
Hepsinin gözleri ışıl ışıl, hepsinin
yüreği umut dolu idi
GİŞKAD üyelerinin.
Onlarla birlikteyken
sundukları güzel pastalarda sevgili annemi hatırladım;
Ama en önemlisi karnımı
doyurmamın yanı sıra bir yandan da benimle paylaştıkları bilgi ve
saçtıkları ışıkla da
zihnimi ve verdikleri enerjiyle de
ruhumu doyurdum.
GİŞKAD’ı kuranları
kutlarken güçlü bir GİŞKAD için tüm erkekleri onlara desteğe davet
ediyorum.